8 Şubat 2012 Çarşamba

Avize yapımı...

 Evimize taşındığımızdan beri evin bir çok eksiği var ve biz o kadar karasızızki bir çok şeyi durmadan erteliyoruz.Perdelerimiz yok, aydınlatmalar eksik daha saymakla bitmeyecek bir liste.Ahmet'de bende evde ıvır zıvır pek sevmiyoruz yani mümkünse koltuk televizyon masa yeter diyoruz.Ama ev o kadar boş gözüküyorki...Geçenlerde kar yağdığında sitenin parkında şöyle bir yürüyüş yapalım dedik.Bizden başkada yürüyen yoktu oda ayrı bir konu... Bir çok evin perdeleri açık olduğundan evlerin içi gayet net gözüküyordu.Evlerin geneli yumuşak tonlara boyanmış, aydınlatmalar çok hoş, perdeler, koltuklar her şey  çok güzel gözüküyordu.Bizim evin önünden geçerken Ahmet'le gülmekten yerlere yattık...Duvarlar bembeyaz evin içi bomboş sanki yeni taşınıyoruz ve eşyaların bir parçası gelmiş diğerleri sonra gelicekmiş gibiydi.Bende işte ozaman dedimki hadi epeydir yapmak istediğim ama bir türlü başlıyamadığımız avizeyi yapalım.
Her ay düzenli aldığım dekorasyon dergilerinin bir kaçındada benim sevdiğim ve yapmak istediğim avizeleri görüyordum ama cesaret edemiyordum.Çok küçükken yapmıştım ama pek hatırlamadığımdan bir kaç internet sitesine bakıp başladık operasyona :)

Tabi daha önceden almış olduğum hobi tutkalı (nalburda da satılıyor beyaz tutkal), kırtasiyeden aldığım yuvarlak balon ve evde bulunan yün.İşte bu kadar :)

İlk önce balonu istediğimiz boyutta şişirdik...

Daha sonra tutkalı suyla incelttik ve yünü komple tutkala buladık yani tamamen tutkallı suyun içine soktuk.Ahmet balonun üzerine yünü düzgünce sararken bende tutkallanan yünü ayırarak Ahmet'in daha rahat sarabilmesi için ona yardım ediyordum.Tek başına yapılacak bir şey değil...

Sarma işlemi bitince yün kaldığı için yünü iyice sıkıp yünden çıkan tutkalı bir fırçayla biten balonun üzerine bir fırça yardımıyla iyice sürdüm.Daha sonra balonun ucundan bir telle yüksek bir yere astık altınada bir poşet koyduk ve kuruması için bıraktık.

Bir gün sonra balonu kontrol ettim ve kurumuş olduğunu gördüm ama patlatmak için Ahmet'i bekledim :)
Ahmet geldi ve bolonu patlatıp üst kısmını elektirik kablosu geçicek kadar kestik ve kablosunuda takıp hemen tavana astık.



Tabi avizemiz harika olduğu için hemen  sipariş almaya başladık hehhehe bakalım sırada neler var :)

3 Ocak 2012 Salı

Keşke...

Sabahtan beri icimde bir sikinti var, nefes alamiyorum icimden hic bir sey yapmak gelmiyor.Ve saat 18:00 oldu dayanamayip resimlerimize, yazilara bakiyorum ve aglamaya basliyorum.Bugun canimin Esramin dogum gunu... Keske bugun beraber olsaydik,  yine sapsal gibi toplanip 1 sise sarapla sarhos olup sarki soyleyip ,arabada cilginlar gibi dans edip eglenseydik ben komiklikler yapsaydim ve sen yine katila katila gulseydin.... bize kizlar yapmayin dikkat cekiyoruz  deseydin ...
 Bizi izliyosun biliyorum :) Bugun toplanamiyoruz ama en yakinda senin icin yine toplanicaz...
                                  

16 Ağustos 2011 Salı

Özlem

Ölüm ne kadar enteresan birşey, bugün varsın yarın yoksun...Benim canım arkadaşım dostum Esrom  artık yok, aklım almıyor daha doğrusu hala kabullenemedim.Devamlı aklımda  herşeyiyle aklımda okadar çok özledimki tarifi yok.:(  İki gün evvel Nişantaşına gittim gezerken biraz ağrım oldu bende Amerikan Hastanesinin acilinde iğne yaptırmaya karar verdim ve acile girdim.İyikide girmişim dedim sonra, bir genç kız benle ilgilendi buyrun oturun dedi, iğneyi hazırlamadan evvel tansiyonuma baktı, ateşimi ölçtü o sırada kalbim duracaktı nerdeyse...
Çünkü canım arkadaşım Esra'ya ikiz olsa bu kadar benzer diyebileceğim bir kızdı.Kızın elleri, tırnakları, elinin sıcaklığı, yumuşaklığı, dişleri gülüşü herşeyiyle çok benziyordu.Ne için gittiğimi tamamen unuttum o anda gözlerim yaşlarla dolmuş bir şekilde sadece onu izliyordum.Canım arkadaşım o kadar erken gittinki beni gerçekten çok yalnız bıraktın.

14 Şubat 2011 Pazartesi

Hayatımın anlamı kocama...

                                                




Düğün Müziğimiz:)
Sevgililer günün kutlu olsun AŞKIM
14 Şubat 2011


13 Şubat 2011 Pazar

Günün özeti

Bugün yine erkenden uyandık :) kocam sağolsun ben ne kadar uykuyu seviyorsam, oda uyumayı okadar az seviyor olsun ne yapalım :p .Uyanınca biraz sohbet, biraz  plan program derken Ceyd'ciğimi aradım hadi kahvaltıya gel dedim, o benden biraz daha zeki olduğu için dışarda yapsak nasıl olur ? dedi, bende mantıklı dedim ve  Polonezköy'e doğru yola çıktık.
Çenemiz bir miktar düşük olduğu için sapağı kaçırdık, tabi sapak kaçınca olaydan tamamen kopup Alemdağ'da başladık balık gibi yalpalamaya ...Neyse Polonezköyde kahvaltı müthişti kahvaltı sonrası motor grubu dahada müthişti .) bir KTM sahibiyle, ilk önce motorunun ne kadar güzel olduğunu farkında olup olmadığını öğrenirken sohbeti en son kaça olurla? noktaladık :) Tabi dilek şekeri yedik en çok ona acıyorum çünkü Boat Showa gidiceğimizi tamamen unutmuştuk heehhehehe...
Yeni rotamız Boat Show'du....İçeri girdik nefis şeyler vardı hepsi birbirinden güzel ama beni benden alan bir tek şey vardı.....oda Gucci nin sürat teknesi,,,onu  görene kadar hepsi güzel gözüküyordu ama anladımki gördüklerim sadece güzelmiş, bu başka bir şey tek kelimeyle tasarım yani eslapitipiti'yi yansıtıyor...

Onu istiyorum 750.000 dolara ihtiyacım var :)
ayna ayna.....

30 Kasım 2010 Salı

Çok yorgunum...


Nicolas Gouny

Bugün dayım hastanede yatalı tam 20 gün oldu.Bir düzelme oldumu? Biraz oldu ama yutma refleksi hala düzelmedi  hala burnundan besleniyor.İnşallah yakında düzelir.Konuşması anlaşılmıyor ama sorun değil.Biz artık taburcu olur diye düşünürken dün gece mide kanaması geçirdi.Allah daha kötüsünü vermesin ama artık sabrım taştı.Bugün hastaneye gittiğimde bir tane bile doktor yoktu.Dayım'la ilgili bilgi istiyordum iki gün önce yürüyebilen dayım bugün inanılmaz solgun bir yüzle yatakta yatıyordu kolunda bir sürü iğne izi, oksijen veriyorlar.Ne yapıcağımı şaşırdım soğuk soğuk terliyordu.Hemşire'ye söylediğimde garip bir durumu yok dedi ve işte o anda delirdim.Nasıl yani gel bir bak bakalım durum normalmi?diilmi? dedim.
 
Sabit Bey iyimisin?  diye bağırarak soruyo sanki karşısında sağır bir hasta var.Allahın gerzekleri tabi o hemşire başta olmak üzere orda bulunan hemşire, doktor ne varsa hepsine saydım sonra tek tek odaya kontrole geldiler.Dayım çok kan kaybetmiş kan bankasına gidip 3 paket kan aldım.Tabi KAN BANKASI 'a gittiğimde durumun ne kadar acı olduğunu iyice kavramış oldum.Aslında hepimizin kan vermesi gerekiyor.Verdikleri 3 paket kana karşılık benden 6 kişi istediler 6 kişi bulmam lazım kan grupları fark etmiyormuş.Bakalım ben vericem Ceyd verir Ahmet verir diye düşünüyorum bakalım.Umarım  dayıma bir daha kan lazım olmaz toparlar.Burnumda hala oraların acı kokusu var kendimi hiç iyi hissetmiyorum.Hep birilerine yetmek isterim psikolojimi yada yorgunluğumu hiç umursamam ama bu ara tadım kaçık hemde çok.
Allah beterinden korusun ve Allah tüm hastalara şifa versin diyorum.
Hastane ortamı çok kötü yoğun bakımda yatanlar...off herşey çok kötü...
bugün yoğun bakımda bir kadın kötüleşti bütün doktorlar hemşireler toplandı , bir tane şıllık hemşire gayet sakin ex 'mi oldu diyor.Çek kenara ex olana kadar döv.

Best off pitipiti...